Düşük karbonhidratlı beslenme sistemi son yıllarda sağladığı faydalar sayesinde hayli popüler olmakta. Bu sistem kısa süreli, sadece kilo vermek için uygulanmamalı. Asıl amaçlanan, karbonhidrat alımınızı düşürerek insülin ve leptin direncinden kurtulmanız ve Omega-3 alımınızı dengeleyerek daha sağlıklı bir hayata kavuşmanızdır.

Bu hayat tarzını benimsediğinizde size sağlayacağı faydalar:

  • Yapılan araştırmalarda kanser, kalp ve Alzheimer gibi hastalıkların en büyük sebeplerinden biri olan sofra şekerinden kurtulmak,
  • Hormon işlevlerinizi iyileştirmek ve diyabet hastası olma ihtimalinizi azaltmak,
  • Enerji seviyenizi arttırmak,
  • Metabolizmanızı hızlandırmak,
  • Yaşlanma sürecinizi yavaşlatmak.

Ve evet aynı zamanda fazla kilolarınızdan kurtulmak düşük karbonhidrat diyetinin başlıca hedefleridir. Her ne kadar sizi daha çok ilgilendirse de kilo kaybı bu beslenme sisteminde kaçınılmazdır.

Programın dikkat çektiği nokta, diyetimizdeki gereksiz ve faydasız sofra şekeri ve rafine karbonhidratlar ile birleşen Omega-6 bolluğunun sağlığımız üzerinde yıkıcı etkilerinin olmasıdır. Unutmayın ki bizler her yıl daha hasta ve fazla yağlı bir hale geliyoruz. Son otuz yılda diyabet hastalarının sayısındaki artışı biliyor musunuz? Peki, size sorarım, bilim bu kadar ilerlerken, neden diyabet ve buna bağlı olan hastalıklar neredeyse parabolik bir seviyede artış göstermekte? Kabul etseniz de etmeseniz de yıllar geçtikçe sağlıksızlaşıyoruz.

Biz abur cubur yedikçe hastalanıyoruz ve dünyanın yönetimsel dengesini oluşturan sağanak para yağışının altındaki dünyanın en büyük endüstrilerine yakıt sağlıyoruz. Bizim sağlığımız ne yazık ki yozlaşmış karmaşık devasa endüstriler tarafından yönetilmektedir:

  • Büyük ölçüde sağlıksız gıda ürünlerini üreten evrensel gıda endüstrisi, uzun raf ömrü için tasarlanmış ve bizim donanımızı daha fazla şeker yemek yönünde değiştiren bir tetikleyici oluşturdu.
  • Bizim ve çocuklarımızın abur cubur yemesine sebep olan, dalavere ile akla gelebilecek bütün olasılıkları kullanan bir pazarlama makinesi ile karşı karşıyayız.

Günümüzde devlet bütçelerinin hastalıkların tedavisi için bütçeleri her gün artar iken bazı ülkelerin bu yükün altında sıkıntı çektiğini unutmamak gerekir. Unutulmamalıdır ki bir hastalığın önlenmesi çok daha önemlidir. Bazı hastalıklar aktif olduktan sonra uygulanan tedavi yöntemlerinin samimiyeti hakkında şüphe duymaktayım ve neden hasta oluyoruz sorusunu kendime her sorduğumda beslenme düzenimizdeki yanlışlıklarımızın öne çıkması çok manidar.

Kan şekeri düzeyinizi dengelemenin ve buna bağlı olarak vücudunuzun içinde dolaşan fazla insülin seviyesinin size zarar verdiğini artık anlayın. Bunu yapmanın en kolay yolu da karbonhidrat alımını azaltmanızdır. Bunun kısa bir yolu yok. Sofra şekerini hayatınızdan çıkarın. Bu zehrin artık alkol ve sigara gibi kontrol edilmesinin sizce de zamanı gelmedi mi?

Sofra şekeri ve rafine karbonhidratları hayatınızdan çıkarınca:

  • Eskisi kadar kolay acıkmayacak,
  • Vücudunuzdaki fazla yağlardan kurtulacak,
  • Daha sağlıklı bir hale gelecek,
  • Erken yaşlanmayı önlemek için artık adım atmış olacaksınız.

Son olarak, yapmamanız gereken iki şeyi aklınızdan çıkarmayın.

  • Kalori saymak! Yakılan her kalori aynıdır ama alınan her kalori aynı değildir.
  • Kilo vermek için spor yapmak! Böyle bir şey yok! Spor yaparak kilo veremezsiniz. İstediğinizi yiyerek sonra spor yaparak kilo vermeniz hayaldir. Tabi adalara yüzebiliyor veya Bodrum’a bisikletle gidebiliyorsanız o başka! İşin şakası bir yana;

Kendiniz için bir şey yapın. Yemek için yaşamayın, yaşam sürenizi kısaltmayın.

Sevgi ve Sağlık ile Kalın,
Sencer Bulut
International Sports Nutritionist