Günümüzde kilolu ve hasta insanların sayısı neden yıllar geçtikçe artmakta? Teknoloji bu kadar hızla ilerlerken biz insanlarında daha sağlıklı olmasını beklemek bir hayal mi? Son elli yıla bakalım, bildiğimiz tek bir şey var giderek kilo almamız ve hastalanmamız. Obezite her yerde, o kadar çok ki artık neredeyse insanların aşırı kilolar taşıması normal görünmeye başladı. Gözümüz bu problemlere alışır oldu.

Karbonhidratlara olan direncimiz genellikle kişiden kişiye göre genetiğe bağlı bir değişim göstermektedir. Karbonhidratları işleme ve tölere etme kapasitelerimizi biz ne kadar yanlış beslenerek bozsak veya bu sisteme zarar versek de bazı insanlardaki genetik şanslar sizi yanıltmasın. Bu yazıyı okuyorsanız muhtemelen sizde bu genetik şans yoktur. (toplumun çoğunda olmadığı gibi) Bu kavramı hayatımıza sokan ilk kişilerden biri de Dr. Robert Atkins’dir. O’nun “Metabolik Direnç” isimli çalışmasına kendisinin kilo vermeye karşı metabolik direnci sebep olmuştur diyebiliriz.

Siz özellikle karbonhidrat tükettiğinizde, kan şekeriniz yükselir ve buna bağlı olarak pankreas insülin salgılar. Bu hepimizin bildiği bir süreçtir. Buradaki insülin asıl amacı şekerin kontrolsüz yükselmesini engelleyip sağlığınızı normal seyrinde tutmaktır. Bu sistem, siz karbonhidrat tüketmeyi abarttığınız için ve hemen hemen her zaman ihtiyacınız olandan fazla aldığınız için yorulur ve bozunmaya başlar. İnsülin direnci ile tanışmak üzere olduğunuz açıktır.

Sisteminiz aşırı yüklenmeye maruz kaldığında yani artık hücrelerinizde yeni glikoza yer kalmadığında, siz kilo almaya başlayacaksınız, çünkü vücudunuz siz sürekli yenisini eklediğiniz için kanınızdaki glikozu yağ olarak depolamak zorunda kalacaktır.

Resimde gördüğünüz gibi, kıyafetlerinizi hücrelerinize yakmak için gönderdiğiniz glikoz, bavulu da hücreniz olarak düşünün. Bavulun bir kapasitesi var değil mi? İstediğiniz kadar kıyafeti içine koyamazsınız! Bavul dolar ve taşar! Hücrelerinizin de bir kapasitesi olduğunu unutmayın.
Aynanın karşısına geçin ve bakın, ne kadar fazla kilonuz var ise o kadar insülin direnciniz var demektir. İnsülin direnci olan insanların karaciğerlerinde yağlanma gözlenmiştir ve buna bağlı birçok problemi beraberinde getirmektedir. Obezite dediğimiz problem de bunun sebebi değil sonucudur.

Kilolu olduğunuz için suçlu mu hissediyorsunuz?

Merak etmeyin, yalnız değilsiniz. Toplumun, nedense kilolu insanların kendilerini kontrol edebilmekten yoksun olduğunu düşünecek kadar kendini beğenmiş bir görüşü var. Aslında bunun sebebi hiç o kadar basit değil. Yani kilolu insanların büyük bir çoğunluğu tembel ve obur oldukları için bu halde değiller. Genelde bu sistemin bozulup bu sonuçları doğurmasının temel nedeni topluma verilen tek düze ve yanlış bilgilerdir.
Gerçek şudur ki bizi kilolu yapan çok şey yememizden ziyade ne yediğimizdir. Çünkü siz sürekli karbonhidrat tükettiğinizde, kanınızdaki insülin seviyesi artık olması gereken düzeylerin üzerinde olacak ve leptin hormonunu bloke edecektir. Bu saatten sonra da daha sık acıkacak ve daha çabuk yağ depolayacaksınız. Farkında mısınız? İşler sürekli daha da sarpa sarıyor! Yani bir zincir gibi size zarar verdikçe veriyor ve sizi bağımlı hale getiriyor. İhtiyacınız olduğu için değil, tokluk sinyalinin verimliliği düştüğü için sürekli yemek yemek istediğinizi anlandınız artık!

Ne yapmalı?

1- Sofra şekeri ve rafine karbonhidratları hayatınızdan çıkartın!
2- Meyvelerin suyunu sıkıp içmeyin!
3- Et, tavuk,balık ve yumurta gibi protein kaynaklarını abartmadan tüketin!
4- Ev yapımı yoğurt ve turşu tüketin!
5- Su için! Çay için! Kahve için!
6- Atıştırmayın! Öğünler dışında kan şekerinizi yükseltecek ara öğünlerden kaçının!
7- Hareket edin! Yaşınıza göre koşun, yürüyün, yüzün – spor yapın!
8- Doktora gidin! Problem çıkmasını beklemeyin! Kan değerleriniz ne durumda bir kontrol ettirin!
9- Alkol ve sigaradan uzak durun!

Sevgi ve Sağlık ile Kalın,
Sencer Bulut
International Sports Nutritionist