mTOR

mTOR memelilerde büyüme ve enerji sinyallerini bir araya getiren bir moleküler mekanizma olarak Rapamycin hedefidir. mTOR besin maddeleri tarafından etkinleştirildiğinde hücreye büyüme sinyali verir.

mTOR büyük ihtimalle yaşlanmanın teşvik edilmesine büyük önem taşır.

Bunu nerenden biliyoruz?

Çünkü laboratuvar hayvanlarında ömrü uzatan bir ilaç olan Rapamycin mTOR’u sınırlar. Temel fikir mTOR sinyalleri bir organizmanın büyümesinde hayati önem taşımakla birlikte, olgunlaşma sonrasında etkinleşmesinin yaşlanma ile sonuçlandığıdır. Bu yüzdendir ki yetişkinlerde büyüme kötüdür.

Besin maddeleri mTOR’u etkinleştirir. Kalori sınırlamanın ömrü uzatma gücü buradan gelir: daha az besin daha az mTOR etkinleşmesi ve daha uzun ömür demek olur.

Diğer ömür uzatıcı maddeler de mTOR’u etkisizleştirir. Örneğin, Metformin gibi. Demir şelatlayıcılar da mTOR’u etkisizleştirir. (Ayrıca, ilgi çekici bir nokta olarak, Rapamycin de demir metabolizmasına etki eder.)

Ne tür besin maddeleri mTOR’u etkinleştirir ve bu etkinleştirme gücü bütün besin maddeleri için aynı mıdır?

Amino asitlerin (protein kaynaklı besinlerin) mTOR’u etkinleştirdiği hakkında yazılara sıklıkla rastlanır. Bu doğru olmakla birlikte, son derece eksik bırakılmış bir portredir.

Dolayısıyla bazı kesimlerin beslenme kaynaklı protein yaşlanmayı teşvik ettiği yönündeki saplantılı görüşü tamamen yanlış olmasa da eksik ve yanıltıcıdır.

Bu portrenin yanıltıcı olmasının bir nedeni mTOR ile ana işlevi glikoz metabolizmasını kontrol etmek olan insülin hormonu arasındaki yakın bağlantıdır. Bu bağı gösteren sayfanın başındaki şekle bakınız. Glikozun da mTOR’u etkinleştirdiğine dikkat ediniz.


Karbonhidratlar IGF-1 etkinliğini arttırarak IGF-1 pozitif kanserde göğüs kanseri tekrarlama riskini 5 kat arttırır.

İnsülin etkinleşmesi mTOR etkinleşmesi ile bağlantılıdır. Peki insülini en çok etkinleştiren nedir? Karbonhidratlar.

IGF-1 sinyallerinin de yaşlanma ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. İnsülin ve IGF-1 seviyelerinin birbiri ile yüksek derecede bağlantılı olduğunu biliyoruz.

Fasting

Intermittent Fasting daha uzun ömrü destekler. Fasting’in kalori sınırlamanın bütün faydalarını sağlarken, zararlarının çok azını getirdiği görülmüştür.

Fasting mTOR’u sınırlayan AMPK’yı etkinleştirir. Rapamycin ve Metformin gibi diğer yaşlanma önleyici ilaçların da AMPK’yı etkinleştirdiğine dikkat edilmelidir.

Peki, Fasting’in hangi yönü AMPK’yı etkinleştirir? Genel olarak gıda yokluğu mu, yoksa belirli bir makro besin maddesinin yokluğu mu?

Karbonhidrat sınırlama Fasting’e karşı uyum sağlama tepkisini düzenler.

İnsan denekler ya 3,5 gün süreyle aç kalmış, ya da Fasting’den sonra bir yağ desteği almıştır. “Fasting sırasında plazma glikozu, serbest yağ asitleri, keton yapıları, insülin ve epinefrin yoğunluklarındaki değişimler gerek kontrol grubunda, gerekse yağ desteği grubunda aynı sonuçları vermiştir.”

“Bu sonuçlar kısa dönemli Fasting’e karşı metabolizma tepkisini başlatanın genel olarak enerji alınmaması değil, beslenme kaynaklı karbonhidrat oranının kısıtlanması olduğunu göstermektedir.”

Tabi bu proteinin hiçbir payı olmadığı anlamına gelmez. Ancak bu bulgular belli bilim adamlarının proteinin yaşlanmayı teşvik ettiği yönündeki yaygın beyanlarının son derece yanıltıcı olduğunu teyit etmektedir.

Proteinin yaşlanma bakımından karbonhidratlara kıyasla daha düşük bir kaygı nedeni olmasının bir nedeni tanımı gereği çok düşük karbonhidrat içeren ketojenik beslenmenin ömrü uzatıyor olmasıdır.

Ketojenik beslenme aynı zamanda mTOR’u sınırlar ve AMPK’yı arttırır. Üstelik bu durum ketojenik beslenme her türlü protein ile %10 – 15 oranında ve bazen daha bile fazla kalori içermesine rağmen böyledir.

Glikoz ve ömür

Beslenme kaynaklı glikozun yaşlanmayı teşvik ettiği yönünde birçok kanıt bulunmasına rağmen bunlar göz ardı edilmektedir.

Glikoz kronolojik maya yaşlanmasında apoptozu (programlı hücre ölümünü) tetikler.

Glikoz sınırlaması mitokondri solunumu tetikleyerek ve oksitlenme yükünü arttırarak C. elegans ömrünü uzatır.

Durum beslenme kaynaklı glikoz ile ilgilidir. Karbonhidratlar uzun glikoz zincirleri olup, vücut içinde parçalanarak glikoza dönüşürler. Kişide az da olsa insülin direnci varsa, hatta birçok durumda insülin direnci olmasa bile, kandaki glikoz seviyesi yükselir.

Öte yandan Rapamycin’in yanı sıra gerçek bir ömür uzatıcı ilaç olma şansı en yüksek olan ilaç olarak görülen Metformin bulunur.

 

Peki Metformin ne yapar?

Çeşitli mekanizmalarla kandaki glikoz ve insülin seviyesini düşürür.

Glikoz ve insülin seviyelerini düşüren bu ilaç ömrü uzatmakta olup, böylelikle bu iki molekülün yaşlanma ve ömür bakımından ne kadar hayati öneme sahip olduğunu göstermektedir. Harvard Universitesi’nden Prof.Dr.David Sinclair bu konuda detaylı bilgi vermektedir.

OTC takviyesi olan glikosamin de glikoz metabolizmasına müdahale ederek ömrü uzatabilir.

Kalori ve protein sınırlama

Bazıları kalori sınırlamanın etkilerinin protein sınırlamadan kaynaklandığını düşünmüştür. Bu yöndeki bir delil tekil amino asit metiyonin’in sınırlandırılmasının ömrü uzatması olup, bu yaklaşım kalori sınırlandırmaya benzer görünmektedir. Ancak metiyonin sınırlandırması bütün proteinleri sınırlandırmakla aynı şey değildir ve nedeni başka mekanizmalar olabilir.

Kalori sınırlandırma glikoz metabolizmasını güçlendirir ve insülin seviyelerini azaltır. Ancak protein sınırlandırma bu sonuçları vermez.

“Kemirgenlerde beslenme sınırlandırmalarının ömür üzerindeki etkisi sadece kalori yönünden açıklanabilir.”

 

Kronik mTOR etkinleştirme

mTOR etkinleşmesi yaşlanma bakımından bir sorun olmayabilir. Sorun olan kronik aktifleşmesidir.

Yaşlandıkça insülin direncimiz artar ve bu da kronik yüksek insülin seviyeleri ve kronik olarak etkinleşen insülin algılayıcılar ile sonuçlanır. Gördüğümüz üzere, insülin mTOR ile bağlantılıdır. İnsülin yükseldiğinde mTOR etkinleşir.

Sorun olan insülin değildir. İnsülin yapacak bir işi olan gerekli bir hormondur. Benzer şekilde mTOR da gerekli bir moleküler mekanizmadır. Yaşlanmayı teşvik eden mTOR’un kronik olarak etkinleşmesidir.

Bir glikoz direnci testinde 75 gram glikoz (15 çay kaşığı, bir büyük kapsül) ağız yoluyla verilmiştir. Normal bir kişide kandaki glikoz ve insülin seviyelerinin 2 saat içinde normale dönmesi beklenir.

Kişi sürekli yemek yiyorsa veya obezite ya da diğer bir rahatsızlık nedeniyle insülin direncine sahipse, glikoz ve insülin seviyeleri sürekli olarak yüksek kalmaktadır. Bu durumda mTOR kronik olarak etkinleşmektedir.

Aslında,

Çok sayıdaki kanıt genel olarak karbonhidratların ve özellikle de glikozun yaşlanma bakımından proteinden çok daha önemli olduğunu göstermektedir.

Ketojenik beslenme tanımı gereği düşük miktarda karbonhidrat içerir ve ömrü uzatır. Ancak bilgim dahilinde hiç kimse tam vejetaryen beslenmenin ömrü uzattığını ispat etmemiştir.

Yaşlanma konusunu araştıran bilim adamları tabi ki alanlarında uzmanlaşmaktadır, ancak ne yazık ki bu bilim adamları arasında kalori sınırlandırma haricinde besleme şeklini tamamen görmezden gelme şeklinde bir eğilim bulunmaktadır.

Vejetaryenler uzun ömürlü insanlar arasında yüksek paya sahip değildir. Ancak düşük insülin direnci olan, yani yüksek insülin hassasiyeti sonucunda daha düşük oranda mTOR etkinleşmesi gösteren insanlar uzun ömürlü nüfus içinde yüksek bir paya sahiptir.

Beslenme kaynaklı karbonhidratlar yaşlanmayı teşvik ederken, proteinin bu yöndeki etkisi daha az ve hatta yok denecek kadar azdır.

Ancak bazı bilim adamları bunu görememektedir.

Sencer Bulut

Sports Nutritionist